Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle Karadeniz'de sürüklenen askeri mühimmat ve insansız hava araçları Türkiye sahillerine vuruyor. Uzmanlar, elektronik harp nedeniyle kontrol kaybı yaşanan bu unsurların risklerini ve alınan tedbirleri açıkladı.
Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz'de Türkiye'yi de etkileyen elektronik harp ve çatışmalarla farklı sonuçlar doğuruyor. Kuzey Karadeniz'den kopan ve zaman zaman Türkiye sahillerine vuran kontrolsüz askeri mühimmat, insansız hava aracı (İHA) atıkları ve su üstü mayınları bu etkiler arasında yer alıyor.
21 Ağustos'ta Arnavutköy Karaburun sahilinde olta atan vatandaşlar denizde bir cisim fark etti. Cisim, Sahil Güvenlik ekiplerine bildirildi ve ilk değerlendirmelerde patlayıcı taşıyor olabileceği şüphesiyle bölgeye SAS komandoları yönlendirildi. Komandolar, güvenlik önlemleri kapsamında İHA’yı bulunduğu yerde imha etti. Bölgede daha önce de benzer mühimmat ve savaş kalıntısı olduğu düşünülen cisimler görüldü.
Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ve Savunma Politikası Analisti Turan Oğuz, Karadeniz'deki bu durumun nedenlerini ve risklerini değerlendirdi. Turan Oğuz, Karadeniz'de sadece İHA'lar değil, roket parçaları, boş roket kovanları ve patlamamış mühimmatların da bulunduğunu belirtti. Kuzeyden güneye akan akıntılar nedeniyle bu materyallerin doğrudan Türkiye kıyılarına sürüklendiğini ifade etti. Ayrıca, yaşananların sadece küçük bir kısmının medyada yer aldığını söyledi.
Doç. Dr. Arıcan ise Karadeniz'deki rüzgarların ve akıntıların sürüklenme yönünü açıkladı. Odessa'dan gelen materyallerin İstanbul'un kuzey kıyılarına ya da boğaza ulaşabileceğini, Kırım'dan gelenlerin ise Zonguldak, Karadeniz Ereğlisi ve Karasu gibi bölgelere doğru sürüklendiğini belirtti. Ortalama sürüklenme süresinin 2,5-4 gün arasında değiştiğini söyledi.
Elektronik harp faaliyetleri nedeniyle İHA ve insansız deniz araçlarının (İDA) operatörle bağlantısını kaybederek kontrolden çıkabildiğini vurgulayan Turan Oğuz, "Yerinde imha" kararlarının askeri prosedürlere uygun şekilde alındığını ve risk oluşturabilecek unsurların bulunduğu bölgelerde bu cisimlerin güvenli şekilde imha edildiğini açıkladı.
Türkiye'nin savaşın başından itibaren Karadeniz'deki tehditlere karşı hızlı tedbirler aldığını belirten Oğuz, SAS komandoları ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının 7/24 nöbet tuttuğunu ifade etti. İHA'lara entegre edilen termal kameralar ve radarlarla deniz yüzeyindeki küçük objelerin dahi tespit edildiğini, ancak sisli ve fırtınalı havalarda görüşün zorlaştığını söyledi. Çok katmanlı kontrol sistemleriyle tehditlerin etkisiz hale getirildiğini ekledi.
Doç. Dr. Arıcan, gemi radarları ve Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) radarlarının büyük nesneleri görebildiğini ancak küçük boyutlu cisimlerin tespitinin zor olduğunu belirtti. Sivil gözlem ve bildirimlerin önemine dikkat çekerek, denizde bilinmeyen nesnelerin derhal VTS'e bildirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, başıboş mayın ve SİDA'ları tespit etmek için 'Manila ağı' gibi şamandıralı ağ sistemlerinin Karadeniz'de uygulanabileceğini belirtti.
Uzmanlar, Karadeniz'deki güçlü dip akıntılarının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
KaynakHaber Merkezi1okunma