Hırvatistan'ın Mljet Adası yakınlarında su altı kazılarıyla ortaya çıkarılan geminin, 7. yüzyıl sonları ile 8. yüzyıl başları arasında battığı tahmin ediliyor.
Batıkta bulunan değerli eserler, Bizans dönemindeki yolculuklar ve üst düzey devlet görevlileri hakkında bilgi veriyor. En dikkat çekici parçalar arasında dört altın kemer takımı yer alıyor. Bu kemerlerde yakut, zümrüt ve inciler bulunuyor. Temizlenip restore edilen altın eserlerin toplam ağırlığı 600 gramı aşıyor.
Araştırmayı yöneten Igor Miholjek, bu miktarın Akdeniz’deki bir gemi batığından çıkarılan en büyük altın buluntulardan biri olduğunu belirtti. Ayrıca batıkta, Herakleios Hanedanı’ndan dört farklı imparator dönemine ait altın sikkeler bulundu. Sikkeler, geminin battığı dönemin belirlenmesinde araştırmacılara yardımcı oldu.
Buluntular arasında üzerinde imparator tasviri bulunan altın mühür yüzüğü de yer aldı. Bu yüzüğün, imparator adına belge mühürleme yetkisine sahip üst düzey bir görevliye ait olabileceği düşünülüyor. Bu nedenle gemide yüksek rütbeli bir devlet görevlisi, askeri yetkili veya diplomatik temsilcinin seyahat etmiş olabileceği değerlendiriliyor. Değerli eşyaların diplomatik hediyeler olma ihtimali de araştırılıyor.
Gemide altın ve mücevherlerin yanı sıra amforalar, seramik kaseler, testiler, tabaklar, ticarette kullanılan teraziler ve fildişi parçalar da bulundu. Bu durum geminin hem yolcu hem ticari yük taşıdığını gösteriyor.
Araştırmacılar, geminin Mljet yakınlarındaki korunaklı Polače Körfezi’ne ulaşmaya çalışırken battığını düşünüyor. Batışın nedeni kesinleşmemekle birlikte, bölgedeki ani ve şiddetli rüzgarlar olası bir sebep olarak değerlendiriliyor.
Eserler üzerindeki incelemeler sürüyor. Arkeologlar özellikle seramik ve amforaları inceleyerek geminin nereden yola çıktığını, nereye gittiğini ve altınlarla seyahat eden kişinin kim olduğunu belirlemeye çalışıyor.