Prof. Dr. Hande Çeliker, retinitis pigmentosa tedavisinde hücre tedavilerinin hasta seçimine bağlı olarak etkili olabileceğini belirtti. Tedavi öncesi retina yapısı ve fonksiyonunun ayrıntılı incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hande Çeliker, retinitis pigmentosa olarak bilinen gece körlüğünün ilerleyici bir hastalık olduğunu açıkladı. Hastalık, retinadaki ışığı algılayan hücrelerin işlevini kaybetmesiyle ortaya çıkıyor ve her hastanın hücre tedavisi için uygun olmadığını söyledi.
Çeliker, hastalığın evresi, retinada canlı hücrelerin durumu ve göz yapısının detaylı değerlendirilmesinin tedavi için kritik olduğunu belirtti. Gece körlüğünün başlangıcında karanlık ortamlarda görme güçlüğü yaşandığını, ilerledikçe çevresel görme alanının daralabileceğini ifade etti. Ayrıca, gece görme sorunu yaşayan herkesin retinitis pigmentosa hastası olmadığını, farklı nedenlerle de gece körlüğü gelişebileceğini hatırlattı.
Retinitis pigmentosa tedavisinde gen ve hücre temelli çalışmaların arttığını söyleyen Çeliker, hücresel tedavilerin amaçlarının retina hücrelerini korumak, fonksiyonlarını desteklemek ve hasar sürecini yavaşlatmak olduğunu aktardı. Bazı çalışmalarda kaybedilmiş hücrelerin yerine yeni hücrelerin konulmasının hedeflendiğini ancak görmenin tamamen geri gelmesinin garanti edilmediğini belirtti.
Tedavi öncesinde hastanın görme keskinliği, görme alanı, retina tabakalarının yapısı ve kalan hücresel rezervin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çeliker, Optik Koherens Tomografi, görme alanı incelemeleri ve elektroretinografi gibi testlerin kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gerekli hastalarda genetik değerlendirme de yapılması gerektiğini söyledi.
Hücre tedavisine uygunlukta hastalığın yapısal ve fonksiyonel durumu göz önünde bulunduruluyor. Retinitis pigmentosa tanısı kesinleşmiş ve retina yapısında belirli ölçüde korunmuş alanlar bulunan hastalar tedavi için değerlendirilebiliyor. Ancak kullanılan hücre tipi, hazırlama koşulları ve uygulama yöntemleri farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı tedavi uygulanamayabilir.
Çeliker, ileri düzey retina kaybı olan hastalar ile fonksiyonel retina hücresi bulunan hastaların tedaviden beklentilerinin farklı olduğunu belirtti. Ayrıca glokom, aktif göz içi iltihabı, retina ile ilgili diğer hastalıklar veya genel sağlık durumu gibi faktörlerin tedavi kararında etkili olduğunu kaydetti.
Son olarak, tedavi öncesi ayrıntılı değerlendirme yapılmasının güvenlik ve olası fayda açısından önemli olduğunu ifade eden Çeliker, tedavide amaçların sadece kaybedilen görmeyi geri kazanmak değil, mevcut görme fonksiyonunu korumak veya hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak da olabileceğini söyledi. Hastalara gerçekçi beklentiler sunulması ve uygulamaların bilimsel standartlara uygun yapılması gerektiğini vurguladı.
KaynakHaber Merkezi1okunma