Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, ekran kullanımına bağlı göz kuruluğu şikayetlerini azaltmak için 20-20-20 kuralının uygulanabileceğini belirtti. Klima ve kuru ortam gibi faktörlerin de göz kuruluğunu artırabileceği ifade edildi.
Göz yüzeyinin sağlıklı kalabilmesi için gözyaşı tabakasının yeterli miktarda ve uygun yapıda olması gerekiyor. Göz kırpma hareketi, gözyaşının göz yüzeyine düzenli yayılmasını sağlıyor. Bilgisayar, telefon ve tablet gibi dijital ekranlara uzun süre odaklanıldığında göz kırpma sıklığı azalabiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, göz kırpmanın azalmasının gözyaşı tabakasının yenilenmesini engellediğini ve buharlaşmayı artırdığını söyledi. Uzun süre kesintisiz ekran kullananlarda yanma, batma, göz yorgunluğu ve bazen bulanık görme gibi yakınmalar görülebiliyor. Klima, fan, düşük nem oranı ve hava kirliliği de bu yakınmaları artırabiliyor.
Göz kuruluğunda sık rastlanan belirtiler arasında yanma, batma, kum hissi, kızarıklık, göz yorgunluğu ve görmede dalgalanma yer alıyor. Sulanmanın da kuru gözle birlikte olabileceği belirtiliyor. Op. Dr. Ahmet Taşar, bu durumun tahriş sonucu refleks gözyaşı üretiminden kaynaklanabileceğini, tek belirtiyle değerlendirme yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Göz kuruluğu çevresel koşulların yanı sıra bazı sistemik hastalıklarla da bağlantılı olabiliyor. Sjögren sendromu, romatizmal ve otoimmün hastalıklar, tiroid hastalıkları ve diyabet gözyaşı üretimini veya göz yüzeyini etkileyebiliyor. Yaşlanma ve menopoz da kuru göz şikayetlerinde rol oynayabiliyor. Uzun süren veya tekrarlayan göz kuruluğunun nedeninin araştırılması önem taşıyor.
Gözyaşı tabakası sudan oluşmuyor; meibomian bezleri yağ tabakasını sağlayarak buharlaşmayı önlüyor. Bu bezlerin fonksiyon bozuklukları kuru gözün önemli nedenlerinden biri. Göz makyajı ürünleri, takma kirpikler ve kirpik uygulamaları bazı kişilerde irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabilir ve meibomian bezlerinin işlevini olumsuz etkileyebilir. Göz kapağı ve kirpik dibi hijyenine dikkat edilmesi gerekiyor.
Kontakt lensler de gözyaşı tabakasıyla etkileşim içinde olduğundan mevcut kuruluk yakınmalarını artırabilir. Lens kullanırken yanma, batma, kızarıklık veya görmede dalgalanma yaşayanların lens kullanım alışkanlıkları ve göz yüzeyi değerlendirilmelidir. Lens materyali, süresi ve bakım koşulları kişiye uygun olmalıdır.
Kuru gözün mekanizması hastadan hastaya değiştiği için değerlendirme süreci de farklılık gösteriyor. Standart göz muayenesinin yanı sıra Schirmer testi, gözyaşı kırılma zamanı ölçümü, boyama yöntemleri ve meibomian bezlerinin incelenmesi gibi yöntemler kullanılabiliyor. Tedavi, kuru gözün nedenine ve tipine göre planlanıyor.
Günlük yaşamda alınabilecek önlemler arasında ekran kullananların düzenli aralıklarla gözlerini dinlendirmesi yer alıyor. 20-20-20 kuralı öneriliyor: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakmak ve bilinçli göz kırpmak göz yorgunluğunu azaltabilir. Klima ve fanın doğrudan göze yönelmemesi, ortamın aşırı kuru olmaması, yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve göz kapağı hijyenine dikkat edilmesi de tavsiye ediliyor.
Omega-3 ve vitamin takviyeleri herkes için rutin tedavi olarak önerilmiyor, kişinin ihtiyacına ve hekim önerisine göre kullanılmalı. Op. Dr. Ahmet Taşar, uzun süren veya artan kuruluk şikayetlerinde altta yatan nedenin belirlenmesinin önemli olduğunu, belirgin ağrı, ışığa hassasiyet, yoğun kızarıklık veya görme azlığı gibi durumlarda göz hekimi değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak
Haber Merkezi
2
okunma