Prof. Dr. Satman, nişasta bazlı şekerin metabolik süreçlerde farklı etkileri olduğunu belirtti. Bebeklere ilk iki yılda ilave şeker verilmemesi, çocuklarda obezite ve diyabet riskine dikkat çekildi. Türkiye, Avrupa'da yüksek kullanım oranına sahip ülkeler arasında.
Prof. Dr. İlhan Satman, sofra şekeri ile nişasta bazlı şekerin kalori değerlerinin aynı olduğunu ancak metabolik süreçlerde farklılıklar bulunduğunu ifade etti.
Aşırı fruktoz tüketiminin vücutta tahribata yol açtığını belirten Satman, fruktozun bazı tümörlerin büyümesinde yakıt rolü oynayabileceğine dair araştırmalar olduğunu söyledi. Yüksek miktarda nişasta bazlı şeker tüketiminin meme yağ dokusunda metabolik değişikliklere neden olarak meme ve pankreas kanseri riskini artırabileceği bildiriliyor.
İşlenmiş gıdalardaki ilave şeker, sağlıksız yağ ve katkı maddelerinin bağırsak mikrobiyom dengesini bozduğu, bunun da obezite, kronik inflamasyon ve endokrin bozuklukları tetiklediği vurgulandı.
Prof. Dr. Satman, nişasta bazlı şekerin zararsız türünün olmadığını belirterek şu uyarılarda bulundu: İlk iki yıl bebeklere kesinlikle ilave şeker veya nişasta bazlı şeker verilmemeli. Çocuklar ve gençlerde işlenmiş gıdalardaki nişasta bazlı şeker kullanımı obezite, karaciğer yağlanması ve tip 2 diyabet riskini artırıyor. İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olan kronik hastalarda ise hastalık kontrolü zorlaşıyor.
Türkiye, 2018'de yüzde 5 olan nişasta bazlı şeker üretim kotasını 2024 itibarıyla yüzde 2,5'e düşürmesine rağmen kullanım oranı yüksekliğini koruyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre Türkiye, Macaristan, Slovakya, Bulgaristan ve Belçika ile birlikte Avrupa'da fruktozlu mısır şurubu kullanımının en yüksek olduğu beş ülke arasında yer alıyor.
Uzmanlar, tüketicilerin paketli ürün alırken içindekiler listesini dikkatle incelemesini, şeker veya nişasta bazlı şeker içeren ürünlerden kaçınmasını ve ilave şeker içeren hazır içecekler yerine sağlıklı yaşam tarzını benimseyerek fiziksel aktiviteyi artırmasını öneriyor.
KaynakHaber Merkezi3okunma