Uzun süredir ülseratif kolit takibi yapılan bir hastada rektumda adenokarsinom saptandı. Uzmanlar, hastalığın süresi ve iltihap kontrolünün kanser riskinde etkili olduğunu belirtiyor. Düzenli takip önem taşıyor.
Tıbbi literatürde yayımlanan bir vakada, uzun süredir ülseratif kolit tanısı konan bir hastada yapılan kolonoskopik inceleme sırasında ilk etapta tümör görülmedi. Ancak sonraki değerlendirmelerde rektum bölgesinde yaklaşık 3,5 santimetre çapında adenokarsinom tespit edildi.
Uzmanlar, bu tek vaka üzerinden tüm ülseratif kolit hastalarına genelleme yapılamayacağını ancak kronik bağırsak hastalıklarında dikkatli izlemin önemini vurguluyor. Ülseratif kolit, uzun süreli inflamasyon nedeniyle bazı hastalarda kolon kanseri riskini artırabiliyor.
Hastalığın süresi, tutulum alanı, iltihabın kontrol durumu ve ailede kolon kanseri öyküsü gibi faktörler risk değerlendirmesinde rol oynuyor. Özellikle tüm kalın bağırsağı etkileyen ve uzun süre aktif seyreden vakalarda kanser riski daha yüksek kabul ediliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Mercan, kronik ülseratif kolitin kontrol altına alınamaması durumunda hastalarda kanser gelişebileceğini belirtiyor. Ülseratif kolite bağlı kolon kanserlerinin biyolojik özelliklerinin, toplumda daha sık görülen sporadik kolon kanserlerinden farklı olabileceğine dikkat çekiliyor.
Hastalarda kanser öncesi değişikliklerin tespit edilmesi bazen zor olabiliyor. Bağırsak yüzeyindeki iltihap, yalancı polipler ve yapısal değişiklikler bazı lezyonların fark edilmesini güçleştiriyor.
Uzmanlar, hastaların doktorların belirlediği takip planlarına uymasının, kolonoskopik değerlendirmeleri zamanında yaptırmasının ve hastalık aktivitesinin kontrol altında tutulmasının önemine işaret ediyor. Erken tespit edilen kanser öncesi değişiklikler, tedavi planlamasında avantaj sağlıyor.
Uzun süreli ülseratif kolit hastalarında düzenli takip, yaşam kalitesinin korunması ve risklerin yönetilmesi açısından kritik bir rol oynuyor.
KaynakHaber Merkezi